Çocuklarda Davranış Bozuklukları

Küçük çocuklu pek çok aileen çok çocuklarının dışa vurdukları problem davranışları yüzünden terapiye gelirler. Dikkat bozukluğu(dışsal sorunlardan kaynaklanan), tuvalet alışkanlıkları veya alışkanlıklarda gerileme, tırnak yeme, okula adapte olamama, derslerde başarısızlık, isteksizlik ve normal aktivitelere olan ilgide azalma, uyuşturucu veya alkol kullanımı, ebeveynlerini dinlememe, ödev yapmada isteksizlik, okulda sorun çıkartma, arkadaşlık başlatma ve yürütmede sıkıntılar,  uyku ve yemede bozulmalar, üzgün ve endişeli ruh hali, kurallara uymama, çatışma çıkarma, aşırı korkular(gece kabusları, anne ve babadan ayrılmada yoğun endişe), vücutla ilgili ağrı ve endişelerin fiziksel bir sebep olmadan artması, çabuk sinirlenme, öfke kontrolsüzlüğü, sosyal kaygılar, ergenlik sorunları ve bunlar gibi davranışsal problemlerde özellikle uzman bir aile danışmanı/aile terapistine başvurmak gerekir. Terapistler, aile ile yapacakları görüşmelerle çocuğun davranışlarındaki problemlerin kaynağını bulmaya çalışırlar.

Aile Terapisi, insan davranışlarını ve psikolojik sorunların kaynağını kişilerarası ilişkiler olarak gören bir yaklaşımdır.  Aile Terapistleri,  kişinin problemini sürdürmekte olduğu ilişkilerden, şartlar ve çevreden bağımsız düşünmezler. Yani kişinin yaşadığı sorunlar onun içinde değil ilişkilerindedir. Dolayısıyla yapılan terapötik müdahaleler kişiye değil kişilerarası ilişkilere,  ilişki örüntülerine ve çevresine odaklanır. Duygusal, davranışsal, ve ilişkisel problemler de bu kişilerarası etkileşimler bağlamında değerlendirilir ve bunlara etki edecek uygulamalar ile yaklaşılır. Faydalarına gelince, aile üyeleri çatışmaları sağlıklı bir biçimde nasıl çözeceklerini, nasıl etkili iletişim kurabileceklerini, ihtiyaç ve beklentilerini en uygun biçimde nasıl dile getireceklerini öğrenirler. Aile üyeleri birbirlerini daha derinlemesine tanıma ve anlama fırsatı bulur. Bu müdahalelerin amacı kişilerin, ailelerin ilişkilerindeki memnuniyetini artırmaya destek olmaktır.

Küçük çocukların aile terapisine dahil edilmesi önemlidir. Aile kadar çocuğun daterapi hedefi ve beklentileri alınmalı ve aynı önem verilmelidir. Terapi esnasındaki oyunları ve sanatsal faaliyetleri yolu ile sözel iletişimle daha az erişilebilen aile çatışmalarına erişilebilir. Bu oyunlar ve aktiviteler küçük çocukların kendilerini ve aile içi ilişki ve etkileşimleri nasıl gördüklerini ortaya çıkartır. 

Çocuklarda gördüğümüz problem davranışların büyük bir kısmında genelde bu davranışların bir amaca hizmet ettiğini görürüz. Öncelikli amaçları ilgi ve dikkati kendi üzerlerinde tutmaktır. Eğer ebeveynler problem davranışla uygun bir şekilde baş edemezlerse çocuk bu sefer güç ve kontrol kullanmaya ya da intikam almaya başlar. Dikkatleri üzerine çekmeye çalışma oldukça bilinen ve yaygın bir amaç olduğundan pek çok müdahale bu amaçla yapılan davranışları söndürmek için yapılır. Bunlar, çocuğa pozitif ilgiyi arttırmayı, negatif davranışları tetikleyen ilgiyi azaltmayı içeren davranışsal yaklaşımlardır ve kısa vadeli çözümlerdir.
Problem davranışlar, ilgi arayışı, buzdağının görünen kısmıdır. Buzdağının altında çok daha fazla şey vardır. Gözlemlenen problem davranışların altında yatan sebepler biyolojik-psikolojik-sosyal değerlendirmeler ile (aile, okul ve yakın çevreyi göz önünde tutarak)terapi esnasında çoklu olarak değerlendirilir. Geniş ailelerinin gelişimsel tarihçesi alınır. Çocuğun davranış problemlerinin kaynağı araştırılarak uygun tedavi protokolü saptanmaya çalışılır. 

Problemlerin nelerden kaynaklandığına baktığımızda gördüklerimiz genelde: öğrenme güçlükleri, dikkat eksikliği, evde ebeveynlerle yaşanan güçlükler, bağlanma sorunları, finansal sıkıntılar, şiddet, alkol, eş sorunları, çatışmalar, travma geçmişinin olması, akademik zorluklar, ilişkilerde sıkıntılar, hastalıklar, ihmaller, ebeveynlerin beklentilerinin yüksek olması, fark edilememiş işitme veya görme problemleri, derslere odaklanamama, elektronik cihazları fazla kullanma gibi sebeplerdir. 

Seanslar esnasında çocuğun sadece gözlemlenen problem davranışlarına odaklanmak yeterli değildir. Bazen ebeveynler davranışsal müdahaleler sırasındaki değişimlerin kalıcı olduğunu düşünerek seanslara devam etmeyi ihmal ederler. Anne ve babalar davranışsal müdahaleleri bıraktıklarında çocukların yeniden aynı veya benzeri problem davranışa geri döndüklerini görürler. Oysa davranışı problem olarak görmek yerine çocukların yaşam olaylarına, ilişkilere, etkileşimlere, düşünce ve duygularına tepki olarak ürettikleri semptomlar olarak görmek gerekir. Dolayısıyla sadece semptomlara odaklanarak sorunu çözmek geçici bir çözümdür ve tıpkı bir doktorun her hastaya geçmiş sıkıntılarını, altta yatan sebepleri, şikayetleri anlamadan aynı ilacı vermesi gibidir. Bu yüzden seanslara düzenli olarak devam etmek oldukça önemlidir.